Obezite Nedir ve Neden Önemlidir?
Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı yağ birikimi olarak tanımlanan bir kronik hastalıktır ve 21. yüzyılın küresel boyutta en önemli halk sağlığı sorunudur. Optimed Çerkezköy Hastanesi Diyetisyeni Dyt. İrem Araç Dünya Obezite Günü'nde Obezite ile ilgili açıklamalara yer verdi.
Obezite tanımında en sık kullanılan göstergelerden biri Beden Kütle İndeksi (BKİ)’dir: BKİ 25–29.9 arası “fazla kilolu”, 30 ve üzeri ise “obezite” olarak sınıflandırılır. BKİ yanında bel çevresi ölçümü de risk değerlendirmesinde önemli yer tutar; kadınlarda 88 cm, erkeklerde 102 cm üzeri artmış sağlık riskine işaret eder.
Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, obezite yalnızca fazla kilolu olma durumu değil, metabolik ve hormonal dengesizliklerle birlikte ciddi sağlık riskleri taşıyan bir hastalık olarak kabul edilmektedir.
Obezite sadece beden ağırlığı meselesi değildir; tip 2 diyabet, (%80'i obeziteyle ilişkili), kardiyovasküler hastalıklar (kalp krizi, inme), hipertansiyon, uyku apnesi, osteoartrit, bazı kanserler (meme, kolon, böbrek, karaciğer), yağlı karaciğer hastalığı, GERD, safra kesesi hastalıkları, kısırlık, depresyon ve metabolik sendrom gibi kronik hastalıkların başlıca risk faktörüdür. Bu nedenle obezite, bireylerin sadece yaşam kalitesini değil, yaşam süresini de olumsuz etkiler.
Vücuttaki yağ kütlesinin artması ölüm riskinin artmasıyla ilişkilidir. Fazla kilolu ve obez bireylerin fazla kilolu olmayanlara (BKİ 18,5–24,9 kg/m²) göre beklenen yaşam süreleri 5 yıl daha kısadır.
Obezite Dünya Genelinde Nasıl Bir Boyutta?
Küresel çapta obezite prevalansı hızlı bir şekilde artmaktadır. 2025 yılı itibarıyla, küresel yetişkin nüfusunun yaklaşık %16'sı obez (BMI ≥30) olarak sınıflandırılnakta ve bu da dünya çapında 1 milyardan fazla insanı temsil etmektedir. 1990’dan beri obezite oranları yetişkinlerde iki kat, çocuk ve ergenlerde ise dört kata kadar yükselmiştir.
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, obeziteyi “çağımızın en ciddi halk sağlığı sorunlarından biri” olarak tanımlamakta ve 2030’a kadar dünya genelinde obezite oranlarının iki katına çıkmasının beklendiğini belirtmektedir.
Özellikle çocukluk çağında kilo fazlalığı ve obezite artışı ciddi bir eğilim haline gelmiştir. 5–19 yaş arasında 390 milyonun üzerinde çocuk fazla kilolu veya obezitelidir. Bazı öngörüler, eğer güçlü politika ve uygulamalar hayata geçirilmezse 2050 yılına gelindiğinde yetişkin nüfusun %60’ının ve çocukların önemli bir kısmının fazla kilolu veya obez olabileceğini göstermektedir.
Türkiye’de Obezite Yaygınlığı ve Avrupa’daki Konumu
Türkiye, obezite konusunda hem bölgesel hem de uluslararası birçok raporda ciddi bir tablo ortaya koymaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Raporu’na göre Türkiye’de yetişkinlerin yaklaşık %66,8’i fazla kilolu veya obezdir.
Türkiye’de 2024 yılında %26,22 olan obezite oranı 2025 yılında %32,1’e yükselmiştir. Bu değişim, “Batılılaşmış beslenme alışkanlıklarına bağlı hızlı artış” şeklinde değerlendirilmiştir.
Bu durum, Avrupa ortalaması olan yaklaşık %23,3 obezite oranının oldukça üzerindedir.
Obezitenin Nedenleri
Obezite, tek bir faktöre bağlı gelişen bir durum değildir. Bir dizi genetik, davranışsal ve çevresel etkenin birlikte rol oynadığı karmaşık bir süreçtir:
- Enerji dengesizliği: Alınan enerjinin harcanandan fazla olması,
- Beslenme alışkanlıkları:
- Geleneksel, işlenmemiş gıdalardan oluşan beslenme düzeninden uzaklaşmak
- Daha yüksek şeker ve doymuş yağ alımı
- Ultra işlenmiş gıdaların artan tüketimi
- Daha büyük porsiyon boyutları
- Fiziksel inaktivite:
- Günlük hareket azlığı,
- Hareketsiz işler ve ekran başında geçirilen zaman (yetişkinlerin %60'ı yeterince aktif değil)
- Yürüyüş/bisiklet kullanımına kıyasla arabaların önceliklendirilmesi
- Çevresel faktörler: Yerleşim yapısı, ulaşım ve sosyal çevre,
- Sosyoekonomik durum:
- Sağlıklı beslenme ve yaşam tarzına erişimdeki eşitsizlikler.
- Stres ve yemek hazırlığına ayıracak sınırlı zaman
- Biyolojik ve Genetik Faktörler
- Genetik yatkınlık (varyansın %40-70'ini açıklar)
- Anne obezitesinden kaynaklanan epigenetik değişiklikler
- Bağırsak mikrobiyomu değişiklikleri
- Çevredeki endokrin bozucu kimyasallar
- Psikolojik Faktörler
- Duygusal yeme ve stres
- Uyku yoksunluğunun metabolizmayı etkilemesi
- Depresyon ve anksiyete kilo artışıyla bağlantılı.
- Besin bağımlılığı mekanizmaları
“Obeziteye Karşı Harekete Geçmek İçin 8 Milyar Neden”
4 Mart Dünya Obezite Günü, her yıl küresel farkındalığı artırma ve eylem çağrısı yapma amacıyla kutlanmaktadır. Dünya Obezite Federasyonu 2026 kampanya temasını “Obeziteye karşı harekete geçmek için 8 milyar neden” olarak belirlemiştir. Bu tema, obezitenin sadece bireysel kararlara bağlı olmadığı, toplumun tamamını etkileyen çevresel, ekonomik ve sosyal sistemlerle doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çeker. Obezite ile mücadelede tüm bireylerin, kurumların ve politika yapıcıların birlikte harekete geçmesi gerektiğini vurgular.
Bu yaklaşım, sadece bireysel yaşam tarzı değişiklikleriyle sınırlı kalmayıp; gıda sistemi düzenlemeleri, eğitim politikaları, fiziksel aktiviteyi teşvik eden şehir planlaması, sağlık hizmetlerinde eşit erişim ve toplumsal farkındalık programları gibi geniş kapsamlı stratejileri içerir.
*Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız. İçeriklerde Optimed Sağlık Grubu’nun tedavi edici sağlık hizmetlerine yönelik bilgiler yer almamaktadır.*Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız. İçeriklerde Optimed Sağlık Grubu’nun tedavi edici sağlık hizmetlerine yönelik bilgiler yer almamaktadır.
Yazar / Editör İletişim Numarası: 0282 726 05 55 / 8011
tr















